Her mesleğin bir tipolojisi var.

Kılık kıyafetiyle, yürüyüş ve konuşma tarzıyla, aksesuarlarıyla hatta insan profilleri ile her mesleğin bir tipolojisi var. Ve zamanla iş dünyasında veya herhangi bir ortamda bu tipolojileri tanımaya ve ayıklamaya başlıyorsunuz.

Örneğin,

Takım elbise içinde bir reklamcı göremiyoruz. Son derece gündelik ama rahat ve esnek bir kıyafet tarzları var.

Gündelik bir tarzda giyinmiş (t-shirt ve spor ayakkabı mesela) bir bankacı, finansçı, yönetici…vs. plaza bina insanı göremiyoruz. Onlar hep takım elbiseli, koyu renkli ve yüzlerinde ise bıkkın ve yorgun bir ifade taşıyan genellikle bayan olanlarının ise akşam saatlerinde yüksek topuklardan dolayı 🙂 ağrıyan bacakları ve bellerinin acıları yüzlerine vurmuş ama gene çaktırmamaya çalışarak evlerine dönerken rastlayabileceklerimizden 🙂

Keza muhasebecileri de fark etmek hiç zor değil 🙂 Ya da telekomüniskasyon sektöründe veya pazarlamada çalışanları ya da devlet memurlarını ya da öğretmenleri…vs. 🙂

Herhangi bir avm yakınındaysanız veya meşhur caddelerin muhitlerden birinde isseniz şöyle bir etrafınıza bakın 🙂 En uygun saatler öğlen araları…

Semtine göre (mesela Kanyon, Trumph Tower, İstinye Park, Akmerkez buralarda olaylar apayrı :)) ya da Bağdat caddesi, Nişantaşı, Gayrettepe veya Levent…:) Herkes ayrı havada, civada, ayrı bir afta tafrada olan ablalarımız ve abilerimiz var. Onlar görüntüde bir öğlen yemeğine 5-10 tl veren abiler ve ablalar değiller çünkü zaten adı geçen bu yerlerde o kadara yemek yok zaten, 40-50 tl den aşağısı paklamaz onları 🙂 Ya da paklar da paklamaz:)

Neyse devam edelim;

Soluk gri veya siyah tek parça iş elbiselerini ve altına 10 cm.lik topuklularını giymiş ve istemeden de olsa iskeleti artık öne doğru eğilerek yürüyen, saçları fönlü ablalarımız ve ayakkabısında bir tek toz tanesine dahi tahammülü olmayan, dimdik 🙂 yürüyen, gözüne gözlüğünü geçirmiş, eline ipad’ini almış, ağzını yayarak adeta ingiliz aksanı ile konuşan havalı abilerimiz var 🙂

Ablalarımızın ciltleri donmuş, saçları boya ve fönden yanmış, benzlerinde renk kaçmış, abilerimizin bazıları solaryumdan fırlamış yüzlerinde tüpü patlatmış, bak bana, dar gömleğimden belli olan karın kaslarıma, ne kadar fit bir businessman’im tavırları izlenmeye değer 🙂

Her mesleğin bir tipolojisi var.

Öbek öbek oturarak öğlen arası yemek molasında iş ortamındaki dallas entrikalarını konuşan grupları hemen ayırmak hiç zor değil 🙂 Bir de nispeten daha az sayıda gelen (2-3 kişi) fısır fısır konuşan ama ben az gelirim, öz gelirim, gelir paşa paşa dedikodumu da yaparım diyen başka grupçukları da görebilirsiniz. (Bay ya da bayan olurlar, ikisi bir arada çok nadir olurlar genellikle 2-3 erkek veya 2-3 bayandırlar, malum mevzular fazladır çünkü)

Bir de işten çıkarken, her sabah basmak zorunda olduğu firma kartını boynunda veya pantolan cebine tutturulmuş olarak her ne hikmetse unutan 🙂 ve iş çıkışı öyle gezen bir tipoloji de unutmamak gerek. Aidiyetleri yüksek kesim onlar vesselam 🙂 Onlar “Bakın ben çalışıyorum, işim gücüm var, hatta bak boyumda nerde çalışıyorum gör…” düşüncesi bilinçaltından dışına zuhur etmiş olanlardır 🙂

Öte yandan yurdumun esnaf kesiminin ise nispeten bu kırktilki plaza oyunlarından uzak daha kendi halinde bir görüntüsü var. Nitekim herkes ekmek parasının peşinde. Önemli olan hakkıyla peşinde olmak/olabilmek.

Evet emin olun her mesleğin bir insan tipolojisi var. (İstisnalar da vardır elbette ancak bu yazdığım genel gözleme dayanan bir yazı :))

Fark etmediyseniz şayet bundan sonra özellikle yazıda bahsi geçen bir zaman diliminde bir mekanda daha dikkatli gözlemleyin. O zaman mutlaka gözüne çarpacak olanlar ve bir şekilde fark edecekleriniz olacaktır 🙂

Banu Çakar
banu@banucakar.com
Yorum Yapılmamış

Yorum Yaz