Zirvede olmanın yolu sabırdan geçiyor. Çünkü zirve sadakati seviyor!

Liderlik, 2000’li yılların başından beri Amerika’da en çok makale ve kitap yazılan konu. Sadece Amerika’da değil kuşkusuz, Dünya’nın belli başlı ülkelerinde de bu konu içinde barındırdığı dinamiklerle en çok düşünülen ve üzerinde çeşitli araştırmalarla sonuçlara varılan bir kavram…

Amerika’da uzun süre çok satanlar listesinde kalan Standford Ünv. Eski öğretim üyesi ve yönetim danışmanı Jim Collins tarafından yazılmış olan “Good to Great” (İyi’den mükemmel’e) kitabından bir anektod aktarmak istiyorum:

Collins ve onunla birlikte çalışanlar 1965-1995 arasında “Fortune 500” listesine giren 1435 ABD şirketini inceleyerek bu şirketler arasında belli kriterlere göre “en başarılı” olanları belirlemişler. En başarılı şirketlerin liderlerinin hangi özelliklere sahip olduğu da ortaya çıkarılmış ve 1435 şirketten sadece 11’i mükemmel kategorisinde yer almış. 11 şirketin bu kategoriye girebilmiş olması demek, üzerinde araştırma yapılan bini aşkın şirketin sadece %1 ‘i anlamına geliyor.

CEO’ların rakım farkı…

Bu şirketleri diğerlerinden ayıran en önemli hususun (-ki tahmin etmek zor değil-J) CEO’larından kaynaklandığı ortaya çıkmış. Bu CEO’ların diğerlerinden farkları, çalıştıkları şirkette uzun zamandır çalışıyor olmaları ve 10 tanesinden 7’sinin terfi ederek, 3’ünün ise aile üyesi olmaları nedeniyle doğal yolla bu konuma geldiğinin saptanmış olması. Sadece 1 tanesi dışarıdan transfer edilmiş.

Bir işyerinde uzun dönem çalışan insanların, o şirketin dokusunu, kokusunu, dinamiklerini ve kültürünü çok daha iyi bildikleri rahatlıkla söylenebilir. Ceo gibi bir pozisyon içinde dışarıdan transfer etmek yerine “mükemmel” şirketlerin, kendi içlerinden en başarılı ve uygun değerlendirdikleri çalışanı ceo yaptıkları görülüyor.

“Level 5 Executive” (5.düzeyde icra eden lider)

Collins kitabında, mükemmel liderlere “Level 5 Executive” (5.düzeyde icra eden lider) ismini vermiş ve bu liderlerin ortak özelliklerini şöyle sıralamış:

  • 1- Kalıcı başarıyı şirketlerinde mutlaka sağlıyorlar.
  • 2- Profesyonel olarak kazanma arzusu içindeler.
  • 3- Kazanma arzuları yüksek olmasına rağmen son derece alçakgönüllüler.

Ceo olmanın yolu sabırdan geçiyor. Çünkü zirve sadakati seviyor.

Ceo Club üyesi olan 96 yöneticiye “35 yaşına kadar kaç iş değiştirdiniz?” sorusu yöneltilmiş. Cevaplar, çok sık iş değiştirmeyenlerin CEO’luk koltuğuna daha yakın olduğunu ispatlıyor. Zira şu anda tepe yönetici olanların %83 ‘lük çoğunluğu, kariyerlerinin ilk 10 yılında 3 veya daha az iş değiştirmiş. Sadece %17’si, 35 yaşına kadar 4 ve üzeri sayıda şirkette çalışmış.

Y kuşağının 10-15 iş değiştireceği ile ilgili abartılı söylemler gerçeği yansıtmıyor!

Y kuşağı ile ilgili yapılan söylemlerde, 10-15 iş değiştirecekleri belirtiliyor, tamam iki, üç bilemedin beş yer olur ama daha fazlasını abartıJ bulduğumu ve  katılmadığımı her defasında söylüyordum. Ben 35 yaş altı bir profesyonel olan evvela kendimden örnek verebilirim. 10 yıllık kariyerimin 9 senesini bir kurumsal firmada geçirdim. Çünkü belli hedeflerim vardı onun için emek verdim ve çalıştım ama emeklerimin boşa gittiğini, hedeflerimin engellenerek gerçekleşmediğini ve gerçekleşmeyeceğini net anladığımda “artık başka bir yerde başka bir şey yapmalı ve yoluma öyle devam etmeliyim” dedim. Bundan da bir saniye olsun pişmanlık duymadım. Buradan hareketle kariyerime bu şekilde devam ettiğim ve bu ana prensibim doğrultusunda aynı perspektifle hareket edeceğim çıkarımı yapılabilir.

Katlanılması çok zor veya farkedilen önemli/ayrıcalıklı durumlar haricinde kariyer basamaklarında ilerlenirken biraz sabırlı olunması ve sabırlı davranılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eğer belli bir hedefiniz varsa iki ay çalışıp başka bir şirkete geçerek, orda da üç, dört ay çalışıp oradan da başka bir yere geçtiğinizde, çalıştığınız kurumdan bir şey anlamazsınız.  Onlar da sizden 🙂  O noktada ya çalışanda sorun vardır ya işverende…

Nitekim Dave Ulrich’e göre de Y kuşağının iş yerini terk etme nedenleri arasında ilk sırada “yeterince fırsat tanınmamak” yer alıyor. Çünkü Ulrich’e göre genç çalışanlar şirketlerine değil, kendilerine sadık!  Yani hayallerine, isteklerine ve kendi iş-yaşam hassasiyetlerine önem verilmediğinde sadakatten ziyade tercihle hareket ediyor.

Biz genç profesyoneller için en önemli şey, kariyer ve gelişim fırsatı sunan ortamlarda çalışmak, iş zenginleşmesini sağlayacak yeni roller ve liderlik yetkinliklerini geliştirecek programlarda yer alabilmek. Bunları sağlayamayan özelikle katı hiyerarşik şirket ortam ve yapılarının nitelikli işgücüne haiz olması öte yandan onu belli bir süre elinde tutması oldukça zor gözüküyor.

 

 

Yorum Yapılmamış

Yorum Yaz