LİDERLİK yetilerinizi nasıl daha efektif hale getirirsiniz?

Bir gün Einstein, yüksek lisans öğrencilerinin sınavını yönetirken, asistanı telaşla yanına yaklaşmış ve “Sayın profesör” demiş, “Bir sorunumuz var” Einstein, “Nedir?” diye sormuş. Asistan, sesini alçaltıp fısıldamış, “Sorularınız, geçen yılın aynısı…”, “Hayır” demiş ünlü bilim adamı, “Sorun yok! Bu yılın doğru cevapları farklı…”

Her şey çok büyük bir hızla değişiyor, gelişiyor ve yenileniyor. Liderlik yetilerinin tariflenmesi bir yana, bence bu yetilerin efektif bir şekilde optimum verimle kullanılabiliyor olması, üzerinden geçilmesi hayli kabiliyet gerektiren en büyük eşik olarak karşımızda duruyor. Ben nasıl bir liderim? İyi miyim, kötü müyüm? İnsanlar benim liderliğim hakkında ne düşünüyor? Üzerinde duyduğum liderlik zemini ne alemde? Bu tip sorular eminim ki bir çoğumuzun aklından geçiyor. Özellikle liderlik pozisyonları içinde bulunan herkesin…

Liderliğin, şüphesiz ki içimizdeki yetenek ve ruhumuzdaki özelliklerle beraber, okullardan ve türlü ünvanlardan bağımsız olarak ama elbette uygun zemin ile bir araya gelerek ve eğitimle de pekişerek daha güçlü olarak ortaya çıktığı görebiliyoruz. “Uygun zemin” tanımlamasını ise bir toprağa ekilen tohumun, iyi bakım görmesi, hava şartlarının müsait olması, toprağının verimli olması böylelikle ekildiği yerde güçlenerek büyümesi olarak örnekleyebilirim. Hayata daha avantajlı ve elverişli, geniş imkanlarla başlayan kişilerin, kendilerini eğitimle de desteklerlerse, “uygun zemin” fırsatları her daim mevcuttur demektir.

Liderlik yetilerimizi nasıl efektif hale getirebileceğimiz ile ilgili ben öncelikle aşağıdaki soruları kendinize sorarak ve cesurca cevaplayarak (-cevapları sizden başka hiç kimsenin bilmesine gerek yok-) başlamanızı rica ediyorum.

1- Liderlik vasıfları taşıdığınızı düşünüyor musunuz?

2- Okullardan mezun olmak yetmez, sizce mizacınızda, ruhunuzda liderlik özellikleri var mı?

3- Yetenekli olmak yetmez, liderlik için uygun koşullar ve ortamlar içinde misiniz?

4- Uygun ortamlarda veya koşullarda bulunmakta yetmez, kendinizi eğitimle destekliyor musunuz?

5- Kendinizi kişisel olarak eğitip, geliştirmeniz de yetmez, eğitimin verdiği ipuçlarını ne derecede anlayabiliyor ve kullanabiliyorsunuz?

6- Son olarak, kendinizde liderlik ışığı görüyor musunuz ve kendinizi liderliğe layık buluyor musunuz?

Bu soruların cevapları oldukça kritik! Çünkü, liderlik için o arzuyu tüm hücrelerinizle, kalbinizin içinde hissetmeniz gerekiyor. Öte yandan R.Steve Kaplan, “What to Ask the Person in the Mirror : Critical Questions for Becoming a More Effective Leader and Reaching Your Potential” isimli kitabında, liderlik yetilerinin daha efektif hale getirilmesi için 7 ana konuda kişinin şu soruların sorması gerektiğini belirtiyor :

  1. Vizyon ve Öncelikler:
  • Kendi işimle ilgili vizyon ve önceliklerimi hangi sıklıkla gözden geçiriyor ve birlikte çalıştığım insanlarla hangi sıklıkta paylaşıyorum?
  • Bana vizyon ya da önceliklerimi soranlara net bir cevap verebiliyor muyum?
  • Vizyonumu gerçekleştirmek için 3-5 adet önceliğim net olarak belli mi?
  1. Zamanı yönetme:
  • Zamanımı nasıl harcıyorum?
  • Önceliklerim neler? Diğerleri neler?
  1. Geri besleme:
  • İnsanlara zamanında ve yapıcı geri dönüşler yapıyor muyum?
  • Duymak istemediğim şeyleri bana söyleyebilen çalışanlarım var mı ve onlara karşı nasıl davranıyorum?
  • Bana en dürüst olanlar en yeni çalışanlarım mı yoksa en eski çalışanlarım mı?
  1. Başarı planlama:
  • Benim başarılı olmamı sağlayanlar nelerdir?
  • Benim başarımda rol alanlara nasıl fırsatlar sunuyorum?
  • İşleri doğru dürüst delege edebiliyor muyum?
  • Kararsız kaldığım oluyor mu? Ne zamanlarda ve neden? O vakit problem nedir?
  1. Değerleme ve odaklanma:
  • Gereken değişim ya da değişikliklere zamanında gidebiliyor muyum?
  • Eğer işimi baştan kurmam gerekseydi ne yapardım?
  • İşimi baştan kurmak için astlarıma olan ihtiyacım ne düzeyde?
  • İşimi baştan kurmak için kimin tavsiyelerini dikkate alırdım?
  1. Baskı altında liderlik:
  • Baskı altında nasıl davranıyorum? Çalışanlarıma yönelik tutumum ne oluyor?
  • Bende baskı yaratan şeyler nelerdir? Çünkü çalışanlarınız sizi kriz zamanında mikroskop altına alırlar ve izlerler. Sizin söylediklerinizden çok yaptıklarınız değerlendirilir. Hatalarınızı kabulleniyor musunuz yoksa birilerini mi suçluyorsunuz, bunlara bakarlar. Çalışanlarınızı destekleyip desteklemediğiniz veya kendi derdinize düşüp düşmediğiniz izlenir! Sakin misiniz yoksa asabi mi? Gerçekleri mi yoksa söylenmesi gerekenleri mi söylüyorsunuz?
  1. Kendine dürüst olmak:
  • Gerçekten liderlik tarzım beni yansıtıyor mu yoksa oynuyor muyum?

Yukarıdaki tüm bu sorularla birlikte, kendi kendime sahip olduğum liderlik yetilerimi nasıl efektif hale getirebileceğim diye sormak ve cevaplarını layıkıyla hissedebilmek için (-hissetmek diyorum çünkü liderlik yetilerinin gerçekten efektivize olması, onları hissetmek ve böylelikle harekete geçirmekle mümkün. Çünkü hissedemediğiniz bir şeyi harekete de geçiremezsiniz-), beş yıldızlı diplomalara, deri kaplı koltuklara olduğu kadar “kalp gözünüze” ihtiyacınız var. Şimdi saptamanın bilimselliği nerede diyeceksiniz?

Olayın tüm bilimselliği bizim kalbimizde !

Nitekim Anthony Tjan, Richard Harrington ve Tsun-Yan Hsieh tarafından yazılan 500’e yakın CEO ve girişimcinin karakter özelliklerini inceleyen “Heart, Smarts, Guts and Luck” isimli kitapta, başarılı liderlerin yürek, cesaret, zeka ve şans özelliklerinden en azından birine daha fazla sahip olduklarını ve yüreğiyle hareket eden liderlerin karşısına oturduğunuz anda bunu hissetmenin mümkün olduğunu ifade ediyorlar.

Harvard Üniversitesi 20 yıla yakın süren bir araştırmanın sonucu olarak, insanları paranın, malın, mülkün..vs. mutlu etmediğini, edemediğini, insanı başka insanları mutlu etmek için gösterdiği çabanın ve sevdiklerine karşı duyarlı olmanın mutlu ettiği saptamış. Benzer konulu başka bir araştırmada, Liderlik Enstitüsü tarafından da yapılmış. Bir liderin en önemli başarısızlık nedeninin, başka insanlara karşı gösterdiği duyarsızlık ve başka insanları, durumları veya olayları hissetmekteki gösterdiği duyarsızlık olduğu öngörülmüş.  Öte yandan Wharton School of the University of Pennsylvania’nın en genç profesörlerinden Adam Grant’in tüm dünyada büyük yankı uyandıran “Give and Take – A Revolutionary Approach to Success / Ver ve Al – Başarıya Devrimci Yaklaşım” adını taşıyan kitabı, araştırmalara dayanarak iş dünyasında yeni “kazananların” alıcılar değil, vericiler olduğunu ortaya koyuyor.

Bir lider ne kadar “hissedebiliyorsa” o kadar başarılı olma şansına sahiptir.

Tüm bu saptamalar bence bizim için yeni değil. Evet, yeni değil !

Nitekim, topraklarında yaşadığımız bu atmosferde yüzyıllar önce kadim ilim sahibi üstadlarda aynı şeyi görmüş ve söylemişlerdi. Dolayısıyla bunu anlayabilmek için, Harvard Üniversitesi tarafından 20 yıl süresince yapılan araştırmalara da çok ihtiyacımız yok açıkçası. Çünkü biz öncelikle “insan”, sonrasında “lider bir ruh” olarak bunun kaynağından varlığımızı sürdürüyoruz. Yani liderlik yeteneklerimizin asıl kaynağı olan ve yaşamımızın her anının atomu içinde sırı ile gizli, hissi ile aşikar olan “kalbimiz ile”…

Liderlik yeteneklerimiz, onların içinde “anlam” bulabildiğimiz ve onları “hissedebildiğimiz” kadar, bizimle beraberler. Yoksa onları nasıl aktif hale getireceğinizi öğrenmek için tonlarca para dökeceğimiz veya bilimsel teorileri yalayıp yutacağımız kadar değil.

NOT : Bu makalem Kariyer.net dergi için hazırlanmış olup, Kasım 2013 sayısında yayınlanmıştır.

Yorum Yapılmamış

Yorum Yaz