Adil olmak önce “beden mülkünde” başlar.

Adil olmak için önce Allah’a kul olmak gerekir.

Adil olmak, adaletli olmak önce “beden mülkünde” başlar. Bu ne demektir?

Kendi içinde, kendisine karşı adil olamayan bir insan, etrafına karşı hiçbir şekilde adil olamaz.

Her insanın içinde, gül ve diken vardır. Rumi şöyle diyor;

“Güle su vermek helaldir. Dikene su vermek haramdır. Aralarındaki farkı anlarsın vesselam”

Gül, insanın sahip olduğu yetenekler, meziyetler, iyihuylar…vs.dir. Diken ise, nefsani tarafları, kusurları, defoları, zaafları, açıkları…vs.dir. İçimizdeki iyi tarafları beslememiz gerekir. Gülü sulamaktan kasıt odur. Ancak dikene su verilmez, verilirse çokça büyür başta gülü sonra etrafını rahatsız eder. Gül ise beslendikçe daha güzel çoğalarak açar, güzel kokular yayar etrafına…Etrafındaki herkes hem gülün güzelliğinden hem de kokusundan nasiplenir. Dikenini yontmayı başabilen insan da böyledir.

Onun için adalet önce beden mülkünde başların anlamı budur.

Bir başka örneği de şu olabilir; Rumi bir vakit, bir şahsa şöyle seslenmiş:

“Sen eşeğini bayıra salmışsın, Hz.İsa’ya ise yük taşıtıyorsun”

Buradaki eşek insanın nefsidir. Son derece güçlüdür. Nefsini nerede durduracağını, ruhunu ise nereye koyacağını bilmeyen kişi, henüz kendinden habersizdir. Keza nefis son derece güçlüdür. Hz.İsa ise bu beyitte “ruh” anlamındadır. Ona yük taşıtıyorsun demek, ruhunu ağır yüklerle yüklemişsin, nefsini salmışsın ama ruhunu bu yüklerle yormaktasın anlamındadır.

Bunlar ne güzel örneklerdir. Bu nedenle, liderlik özelliklerinden bahsederken, “adil/adaletli” olmak en ön sıralardadır. Keza adil olmayı başaran bir insan, bilmeliyiz ki evvela kendi beden mülkünde adaleti sağlamıştır. Yani ruhunu da, nefsini de bilmiştir. Keza kendinden haberi olmayanın,”kul” olmayanın adil ve hakkaniyetli olması imkansızdır.

Şimdi güya bizler 21.yüzyılın modern(!) insanları 2014’ü karşılamaya hazırlanırken, liderlik için en önemli kaynağın, diploma ilmi (maddi ilim) ötesinde ledün ilmi (manevi ilim) olduğunu anlamalıdır diye düşünüyorum. Keza, Rabbini bilmeyen, ne kendisini bilebilir ya da neden yaşadığını anlayabilir! Ama ne kadar güzeldir ki, bunu Allah istediğine nasip ettirmektedir. Bundan daha güzel bir şey daha yoktur bu alemde…

Ama aramakta, gayrette mühimdir. İçinizde yukarıda dediklerimi keşfetmek ve idrak edebilmek adına en ufak bir gayret dahi varsa, sakın durmayın.

“Bir kimse, bir şeyi ciddiyetler arar, isterse aradığını bulur. Hangi kapıyı ısrarla çalarsa o kapı mutlak ona açılır ve kişi o kapıdan içeri girer. (Hadis)

“Arayan, sonunda aradığını bulur. İster yavaş gitsin, ister acele koşsun, arayan aradığını elbette bulur.”

(Mesnevi, cilt 3, 978)

Liderliğin ruhunu yaşamak için içimizdeki gayret hiç durmasın.

 

Yorum Yapılmamış

Yorum Yaz