Hayat, ruhunda dört nala kanatlı atlarla, tozu dumana katarak koşmaktır. 

 

Ruhumda dört nala kanatlı atlar.

Tozu dumana katarak koşan atlar. Ah öyle güzeller ki…

Tıpkı ruhun özgürlüğü kadar güzeller.

Yıllardır süregelen bir ritüel olmuştur, doğum günümü bir yazıyla kutlarım ben, lakin doğum günleri benim için hüzünlü sayılabilir. İnsan yaşlandığını kutlar mı demiştim yıllaaaar önce, geçen onca yıl oldu hala aynı şeyi söylerim. İnsan yaşladığını davulla zurnayla mumla vs kutlar mı?

İnsan, yaşadığını kutlar. İnsan yaşadığını kutsar. Ah benim güzel gönlüm. Çok yordum seni, evvel yükseklerden uçurdum, çok koşturdum. Affet, çok zorladım seni. Ama hep korudum. Yara alsam da, incinsem de seni korumaya çalıştım. Başardım da…Çünkü bilirim ki, elimden gelenin en iyisini yaparım ben.

Bir akarsu gibidir insanın hayatı, an gelir kıyıdan baktığında dersin ki, ne kadar durgun, kendi halinde, sessiz akıyor kendi ritminde, an gelir bakarsın, coşmuş, önüne ne gelirse yutmuş gürül gürül akıyor. Geçip gittiği yerleri de yok ediyor. An gelir bakarsın, aktığı yer daralıyor, ip gibi oluyor ılık ılık akıp gidiyor. An gelip bakarsın aktığı yer adeta bir ova olmuş göz gözü görmüyor alacalı, kaplamış her yeri, gökyüzü ile birleşiyor. Öyle derin, öyle haşmetli. An gelir bakarsın başlangıcı var ama sonu, ucu bucağı yok dolaşıyor yeryüzünü…

Bir akarsu gibidir insanın hayatı!

O akarsu an geldi öyle sessizdi ki, kendi korktu karanlığından.

O akarsu an geldi öyle çağladı ki, önüne ne geldiyse sildi süpürdü.

O akarsu an geldi, öyle daraldı ki, hiç ak(-a-)mayacak sandılar; en sert kayaların arasından süzüldü, aktı gitti.

O akarsu an geldi öyle genişledi ki, bereket oldu, can oldu, varlığı ile nefes oldu.

Bundan 8 sene önce şöyle yazmışım kendime doğum günümde;

“Yaşadığım yaşlar için, yıllar için, yürüdüğüm yollar için, güç verdiğim insanlar için, bana güç veren ve yanımda yürüyen insanlarım için, dostlarım için, arkadaşlarım için, yeteneklerim için, sevgilerim için, kahkahalarım için, gözyaşlarım için, başarılarım için, yaptıklarım için, yapacaklarım için, yaşadığım ve daha yaşayacağım duygular için, gezip gördüklerim için, göreceklerim için kendimi tebrik ediyor, kendimle gurur duyuyorum”

Bundan 8 yıl önceki gibi değilim elbet, o akarsu çok çağladı 🙂 Önemli olan, şu an şu salise ölecek olsan, gönül rahatlığı ile gözünü kapatmaktır. Hesaplarını gönül rahatlığıyla verebilecek şekilde gidebilmektir. Çok şükür…Öte yandan yaşamak isteyip, yaşayamadığı şeyler için, içindeki o ince sızıyla barışmaktır. Bir tek buna üzülürüm işte. Ama yaşadıkça hala umut var demektir. Çünkü hayat, nedenlere sığmayacak kadar sonsuzdur.

 

 

Eflatun’a; “Hangi iyi meziyet, kişiye hikmet ve bilgelik kazandırır?” diye sormuşlar: “Gelmeyeni gözlememek ve kaçırdığına üzülmemek” diye cevaplamış. Kaçırmak diye bir şey yoktur. İnsan bir şeyi kaçırmaz. O, öyle sanar. Çünkü hersey olması gerektiği gibi olur. Eğer “kaçırdığını” sandığın şey senin nasibin olsaydı, olmazlar bir araya gelse de yine senin olurdu. Yani burdan insan anlamalı ki;
Kişi nasibinde olan/olacak hiç bir şeyi kaçıramaz!

Gelmeyene gelince; eğer bir şey ruhunu beslemiyorsa, seni güçlendirmiyorsa, harekete geçirmiyorsa, ömrünü bereketlendirmiyorsa, enerjini yükseltmiyor ve gidiyorsa, gözlenmez, beklenmez, bir medet umulmaz.

İnsan yolcudur. Hepimiz yürüyoruz kendimizce…
Aziz Nesin’in güzel bir sözü vardır;
“İnsanlar da şarkılar gibidir. Şarkılar var, yüzyılları dolanır. Şarkılar var, söylendiği yerde kalır!”

Hayat anlamaktır.

Kendini anlamaktır. Kendisiyle tanışmaktır.

Bazen kapının önünde öyle çok durursun ki, habire çalarsın o kapıyı, açılacağını umarak…Bir iki üç beş on…

Halbuki hayat, bazen o kapının sana açılmamasını anlamaktır. Neden açılmadığını da…

Kapıdan özür dilemektir hayat!

Seni böylesine zorladığı için teşekkür etmektir. Seni böylesine büyüttüğü için teşekkür etmektir.

Sana iyi geleni, senden daha iyi bildiğini anlamaktır. Sana daha iyi gelecek olanı da…Ona güvenmektir.

Hayat, ruhunda dört nala kanatlı atlarla, tozu dumana katarak koşmaktır. Ruhunun vahşi atını çok iyi tanımak, o büyüleyici güzelliği onunla aynı ritimde koşarak hissetmektir. Dilinden anlamaktır; ancak o zaman akar gidersin bu hayatta…

O kapıda kulluğumuz ise bir ömür…

31 Ağustos 2021

Doğum günüm kutlu olsun Banu. Hayallerin gerçek olsun.

Rastgele 🙂

 

Banu Çakar
banu@banucakar.com
Yorum Yapılmamış

Yorum Yaz