Liderler ne tür davranışlardan kaçınmalı ?

Diğerlerini yetkilendirmek, daha bağlı hale getirmek ve motive etmek istiyorsanız sadece olumlu davranışlarınızı geliştirmeye çalışmayın.

Hangi hareketlerinize bir son vermeniz gerektiğine de dikkat edin. HBR’da daha önce yayınlanmış olan How to Play to Your Strengths makalesinden bir alıntı yapmak gerekirse, “Pek çok araştırma insanların olumsuz bilgiye odaklandığını gösteriyor. Mesela önemli duygusal olayları hatırlamaları istendiğinde insanlar her olumlu anıya karşılık dört olumsuz anıyı hatırlıyor.”

O halde liderler ne tür davranışlardan kaçınmalı?

360 derecelik binlerce niteliksel mülakat sonrasında ilk üç öneri şunlar:

Yargılayıcı, sözsüz vücut dili.

Hiç kimse, özellikle de başarılı iş arkadaşlarınız tepeden bakma olarak algılanan davranışları hoş göremez. Araştırmalar gösteriyor ki etkimizin yüzde 75 ila 90’ı sözsüz iletişimden geliyor ve ton da bunun anahtar bileşeni. Diğerleri hakkında yorum yaparken değerlendirmeci, sert ya da tepeden bakan biçimde davranıyor olabilir misiniz? Genellikle niyetimiz bu olmasa da anın heyecanına kapılınca yaptığımız bu oluyor. Kırıcı olan diğer sözsüz fiillerimiz kaç çatma, kaş kaldırma, aptal mısın der gibi alaycı bakışlar, sertlik ve iğneleme olarak karşımıza çıkıyor. Etkisiz gibi görünse de bu üstü kapalı okların ilişkilerimize verdiği hasarlar oldukça büyük oluyor.

Söz kesme ve sorgulama.

Son günlerde “inovasyonu tetikleyecek diyalogların” nasıl kurulacağıyla ve “çalışanların fikirlerini açıkça paylaşmasını sağlayacak kadar güvenli bir çalışma ortamının” nasıl yaratılacağıyla ilgili sayısız öneri kulağımıza çalınıyor. Durmadan konuşan kişi patron olduğu sürece insanların fikirlerini paylaşmasını sağlayacak kadar güvenli bir yer yaratmak neredeyse imkansız. Hele bir de insanları işten kovuyor ya da henüz olgunlaşmamış fikirleri sorguluyorsa. Açık iletişim kurmanın çalışanların sorumluluklarından biri olduğunu kabul ediyoruz ama daha kimse ağzını açmadan, etraflıca düşünülmeden veya yapılandırılmadan bir fikrin sonuçlanmasını bekliyorsanız, meslektaşlarınız fikirlerine zaman ayırmaya gönüllü olmadığınızı düşünecektir.

Tutarsız olmak.

İş arkadaşları ve diğer çalışanlar, bir meslektaşlarının birçok farklı şekilde davrandığını görmekten genellikle şikayet eder. Yani yönetim ekibi ve şirket dışı müşterilerle bir aradayken pamuk gibi olup her gün bir arada çalıştığı insanlara karşı yüzü hiç gülmeyen meslektaşlar. Bu tutarsızlık yüzünden bu davranışlar daha da akılda kalıcı ve çok daha kötü şekilde hatırlanıyor. Bir kısım çalışansa yaşadıkları durumu yumurta üstünde yürümek kadar hassas olarak tanımlıyor çünkü işe geldiklerinde iş arkadaşlarının gülen, neşeli ve sıcak yüzüyle mi yoksa yargılayıcı, sıkboğaz eden ve sinir bozucu haliyle mi karşılaşacaklarını bilemiyorlar. Bu davranış, yüzleşme teşebbüslerinden kaçınma konusunda zamanla pasif-agresif bir tepkiye dönüşüyor.

Nihayetinde bağlılık ve arkadaşlık, bir beklenti olarak kalıplara sokamayacağımız ya da talep edemeyeceğimiz iki şeydir. Korku odaklı motivasyon, küçük düşürme ya da güç oyunu olarak algılanabilecek şeyler diğer insanların kısa süreli ve gerçek şikayetler dile getirmelerine yol açabilir. Ama olumsuz davranışlar arkamızda bırakacağımız mirası yok eder. Olumlu ve kalıcı bir etki bırakabilmek için son vermeniz gereken davranışlarınızın neler olduğunu gözden geçirin.

Kaynak : Harvard Business Review – Türkiye 

                      www.hbrturkiye.com

Yorum Yapılmamış

Yorum Yaz